NEDEN YERLİ ATALIK TOHUM

NEDEN YERLİ TOHUM

Türkiye’nin dört bir yanında topladığımız yerli ata tohumları ile üretim yapmaktayız derdimiz kaybolan domateslerimiz biberlerimiz yeniden hayat bulsun. Biz bu işi yaparken memleketti aslında gelen büyük tehlikeden bir anlamda haberdar ediyoruz ve herkesi taşın altına bir şekilde elini koymaya davet ediyoruz.

Farlı ülkelerden aldığımız ithal tohumlar kısırlaştırılarak bize satılmakta bir sonraki sene aynı tohumu tekrar almamız gerekmekte,yani bir bağımlılık oluşturulmaktadır üstelik genetiği değişmiş bu tohumlar her ne hikmetse tamda ürün vereceği zaman yani çiftçinin riske kesinlikle giremeyeceği zaman hastalanmakta ve hastalığın ilacı da tohumu ithal aldığımız ülkeden ithal edilmektedir.Sadece bu kadar mı elbette ki hayır .Tohumları ithal eden ülkelerde her sene ortalama 25 yeni kanser çeşidi türemektedir.Çünkü bitkilere uygulanan kimyasallar ve pestisitler zaman içinde vücutta kanser oluşturmaktadır.Bu ilaçlarda  tohumu ithal ettiğimiz ülkelerin farklı  ülkelerde finanse ettikleri şirketlerin ellerinde…

Peki biz neyin peşindeyiz? Ülkemizin ithal tohumlara bağımlı olmasını istemiyoruz.Karınca misali bu yola baş koyduk.

Emin olabilirsiniz biz en çok bu tohumları toplarken yorulduk üç yılda anca bir araya getirebildik çünkü artık bu tohumları ya çok yaşlı insanlardan yada dedem den  miras kaldı  diyen insanlardan üçer beşer adet ulaşabildik

 

Tohum ithal ettiğimiz ülkeler ve çeşitli girişimler eliyle ülkemizde kurdurulan tohum şirketleri sadece ceplerine girecek olan miktarın hesabını yapmaktalar dolayısıyla domatesi tüketen insanın ondan alacağı fayda değil çiftçinin fidede alacağı kg umurunda neden  çünkü pazarlamada son tüketicinin değil ürünün satıldığı kişinin elde edeceği kar göz önünde bulundurulmaktadır.Yani çiftçiye şu söyleniyor; sen bu tohumu kullanırsan şu kadar kg verim alacaksın ama arada şu ilaçları uygularsan elde edeceğin verim şu kadar artacak hastalıkları şunlar olabilir korkacak bir şey yok bizde onlarında ilaçları var deniliyor. Hatta bazı yerler işi okadar abartmış ki artık işi idda düzeyine getirip fideden 15 kg almazsan paran iade diyen  insanlar dahi var.

(Peki bu verim iddası doğru mu?Benim kendi deneyimlerime göre bazı türlerimde hybrit türlere göre daha çok verim aldım.Özellikle verimli olduğunu yazdığım türlerde.)

Bu iddalar çiftçinin hibrit tohum ve GDO’lu tohuma  yönelmesini sağlıyor.Sahada bir şekilde vaad edilen kg’ler elde ediliyor ama son tüketicinin sağlığı nasıl etkileniyor kimsenin umurunda değil. neden çünkü çiftçi para kazanmak zorunda. Şirketler para kazanmak zorunda. Şirket para için hibrit ve GDO’lu tohumu çiftçiye satıyor.Çiftçi para için aynı tohuma her sene para veriyor. Parayı yabancılar şirketler alıp gidiyor çiftçiler her sene belki seneye deyip bir daha tohum alıyor hem paramızdan oluyoruz hem sağlımızdan oluyoruz.Bu kısır döngünün içinde yıllardır dönüyoruz.

Yerli  tohumun nesi var neden kullanmıyoruz her sene neden para veriyoruz tohuma para harcamayı çok mu seviyoruz; elbette ki hayır ama piyasa hep çiftçiyi yerli tohumdan ayırmak için her şeyi yaptı sonuç hibrit ve GDO’ya başarı getirdi.

Daha çok para için önce tohumları kısırlaştırdılar sonra tohumların genetiğiyle oynadılar bu arada elimizde bulunan yerli tohumları piyasadan topladılar sonunda pazarda yalnız kaldılar artık çok güçlüler istedikleri taşı istedikleri yere bırakıyorlar, karşılarında hamle yapabilecek kimse görmüyorlar; ancak bu tezlerin bir umut tüccarlığından öte sonuçlar vermediğini sahada gözlemledik. Tüm ürünlerde yerli Tohumlar organik yöntemler kullanılarak daha başarılı sonuçlar ve en azından birbirine denk sonuçlar elde edilebileceğini gördük.

Hiçbir ülke ve şirkete bağımlı olmadan Milli Tarımın en büyük ayağı olan yerli tohumlarımızı çoğaltarak işe başlayıp kendi ekolojisi içerisinde kendi kendinin devamlığını sağlayan verimli, sağlıklı, adaptasyonu yüksek atalarımızdan miras kalan bu servetimizi yeniden hayat bulması için  bir an evvel işe koyulmamız gerekmektedir